Basın Açıklaması
İstanbul’da 14 Ekim 2026 Yağışları: Kısa Süreli Şiddetli Yağışlar ve Kentsel Taşkın Riski
İstanbul’da
14 Ekim 2026 Yağışları: Kısa Süreli Şiddetli Yağışlar ve Kentsel Taşkın RiskiMeteoroloji Genel Müdürlüğünün (MGM) 13 Ekim 2026 saat
09.00 ile 14 Ekim 2026 saat 09.00 arasındaki 24 saatlik ölçümlerine göre
İstanbul’da Beykoz’da 88,1 mm, Sarıyer’de 76,1 mm, Eyüpsultan’da 74,7 mm,
Arnavutköy’de 68,6 mm ve Çatalca Radar Sahası’nda 65,0 mm yağış kaydedildi. 14
Ekim 2026 saat 09.00 ile 15 Ekim 2026 saat 09.00 arasındaki 24 saatlik
ölçümlerine göre İstanbul’da Beykoz’da 186,3 mm, Maslak’ta 159,4 mm, Sarıyer’de
132,2 mm, Arnavutköy’de 153,6 mm, Şişli 131 mm ve Eyüpsultan’da 128,6 mm yağış
kaydedildi. Bu değerler, belirtilen 24 saatlik dönemde İstanbul’un özellikle
kuzey kesimlerinde etkili yağışlar görüldüğünü ortaya koyuyor.
Valilikten
kuvvetli yağış uyarısı ve afet müdahalesi
Meteoroloji
Genel Müdürlüğü 15 Ekim 2026 için sarı kodlu meteorolojik uyarı yayımladı.
Uyarıda, Avrupa Yakası’nda yağışın sabah saat 06.00’ya, Anadolu Yakası’nda ise
öğle saat 12.00’ye kadar etkili olması beklendiği belirtildi. Metrekareye 21-50
kg yağış düşebileceği, bazı bölgelerde miktarın 51-75 kg’a ulaşabileceği
bildirildi. Vatandaşlar sel, su baskını, yıldırım, heyelan ve ulaşımda
aksamalara karşı tedbirli olmaya çağrıldı.
Valiliğin
14 Ekim saat 20.00 itibarıyla paylaştığı açıklamaya göre, saat 06.00-20.00
arasında AFAD ve 112 Acil Çağrı Merkezi’ne toplam 2.518 ihbar ulaştı.
Kayıtlarda 1.277 su baskını, 15 heyelan, 47 mahsur kalma, 13 ağaç devrilmesi ve
2 çatı uçması olayı yer aldı. Ayrıca 808 konut, 280 iş yeri ve 76 araçla ilgili
ihbar kaydedildi. Müdahale çalışmalarının AFAD, İstanbul Büyükşehir Belediyesi
ve ilçe belediyeleri başta olmak üzere ilgili kurumların 8 bin personeli ve 2
bin araç ve iş makinesiyle sürdürüldüğü bildirildi.
İstanbul’da
aşırı yağışlar geçmiş yıllara göre arttı mı?
İstanbul’da
bazı aşırı yağış göstergelerinde artış yönünde eğilimler görülse de bütün
istasyonlarda ve tüm yağış türlerinde aynı yönde bir değişim olduğunu söylemek
doğru değildir. Geçmiş yıllarda da İstanbul’da çok yüksek günlük yağış
miktarları ölçülmüştür.
Meteoroloji
Genel Müdürlüğünün uzun dönem kayıtlarına göre 10 Eylül 1981’de İstanbul’da
136,1 mm günlük yağış kaydedilmiştir. Kumköy’de 2009 yılında 179,4 mm, Şile’de
ise 1985 yılında 199,3 mm günlük yağış ölçülmüştür. Bu kayıtlar, İstanbul’da
geçmişte de çok şiddetli yağış olaylarının yaşandığını göstermektedir.
Dr.
Öğr. Üyesi Deniz Demirhan’ın 1980-2023 döneminde Kilyos-Kumköy ve Sarıyer
istasyonlarının yıllık maksimum yağış verileri üzerinde yaptığı çalışmada, her
iki istasyonda da artış yönünde eğilimler belirlenmiştir. Ancak bu eğilimler
istatistiksel olarak anlamlı değildir. Bu nedenle çalışma sonuçları, İstanbul
genelinde aşırı yağışların kesin olarak arttığını göstermemektedir.
Burada
yıllık toplam yağış ile kısa süreli şiddetli yağışları birbirinden ayırmak
gerekir. Bir yılın toplam yağışı düşük olabilirken birkaç saat içinde yoğun bir
sağanak görülebilir. Taşkın riskini değerlendirmek için yıllık toplamların
yanında saatlik maksimum yağışların ve kısa sürede belirli eşikleri aşan yağış
olaylarının sıklığının da incelenmesi gerekir.
İklim
değişikliği şiddetli yağışları nasıl etkiliyor?
İklim
değişikliği, aşırı yağışların oluşma olasılığını ve şiddetini etkileyebilir.
Atmosferin sıcaklığı arttıkça tutabileceği su buharı miktarı da artar. Yaklaşık
olarak her 1 °C sıcaklık artışı, atmosferin su buharı tutma kapasitesini yüzde
7 artırabilir. Uygun atmosferik koşullar oluştuğunda bu durum, daha yoğun
yağışları destekleyebilir.
Hükümetlerarası
İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) değerlendirmeleri, insan kaynaklı iklim
değişikliğinin birçok bölgede şiddetli yağışların yoğunluğunu etkilediğini
ortaya koymaktadır. Ancak yağışın oluşması için yalnızca yüksek sıcaklık
yeterli değildir. Atmosferdeki nem miktarı, hava sistemlerinin hareketi, nem
taşınımı ve havanın yükselmesini sağlayan mekanizmalar da belirleyicidir.
İstanbul’da
da bu etkenlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tek bir yağış olayından
hareketle iklim değişikliğinin doğrudan neden olduğunu söylemek mümkün
değildir. Bunun için uzun dönemli gözlemler ve istatistiksel analizler
kullanılarak benzer yağış olaylarının geçmişteki sıklığı ve şiddetiyle
günümüzdeki koşullar karşılaştırılmalıdır.
Aynı
yağış neden bazı bölgelerde sele dönüşüyor?
Sel
riski yalnızca düşen yağış miktarına bağlı değildir. Yağmur suyunun toprağa
sızabilmesi, yüzeyden uzaklaştırılabilmesi ve dere yataklarının suyu taşıma
kapasitesi de önemlidir.
Beton
ve asfalt yüzeylerin yoğun olduğu bölgelerde yağmur suyunun toprağa sızması
zorlaşır. Su, yüzey akışına geçerek kısa sürede alçak kesimlere ulaşabilir.
Eğimli arazilerden gelen su vadilerde ve düşük kotlu alanlarda birikebilir.
Dere yataklarının daraltılması, doğal su akış yollarının kesilmesi ve taşkın
alanlarında yapılaşma riski artırır.
Yağmur
suyu kanallarının kapasitesinin yetersiz kalması, mazgalların tıkanması ve
menfezlerdeki daralmalar da su baskınlarına yol açabilir. Bu nedenle aynı
miktarda yağış, bir bölgede sınırlı etki yaratırken başka bir bölgede ciddi
hasara neden olabilir.
İstanbul’da
taşkın riskini azaltmak için ne yapılmalı?
İstanbul’da
taşkın riskini azaltmak için meteorolojik tahminler ile kentsel planlama
birlikte ele alınmalıdır. Yağmur suyu altyapısının kapasitesi güncel yağış
verileriyle değerlendirilmeli, dere yatakları ve doğal drenaj alanları
korunmalı, geçirimsiz yüzeyler azaltılmalı ve yağmur suyunun toprağa sızmasını
sağlayan yeşil alanlar artırılmalıdır.
Meteorolojik
erken uyarı sistemlerinin yalnızca toplam yağış miktarını değil, yağışın kısa
sürede şiddetlenme olasılığını da dikkate alması gerekir. Taşkın riski yüksek
bölgelerin önceden belirlenmesi ve kurumlar arasında etkili veri paylaşımı
sağlanması da önem taşımaktadır.
Sonuç
olarak, İstanbul’da aşırı yağış ve taşkın riskini değerlendirirken meteorolojik
koşulları, uzun dönemli iklim eğilimlerini, topografyayı, kentleşmeyi ve
altyapıyı birlikte ele almak gerekir. Yağış meteorolojik tehlikeyi oluşturur;
kentin bu yağışı ne ölçüde yönetebildiği ise tehlikenin afete dönüşmesinde
belirleyici rol oynar.
Meteoroloji
Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu